Kötü yaşam tarzına bile bile devam etmek bir seçim mi yoksa başedebilme zorluğu mu? Mesela zarar verdiğini bile bile fazla yemeye devam ederek bedenine ihanet etmek. Ya da seni yavaş yavaş öldürdüğünü bilerek alkol tüketmek vs vs… Kendim de dahil olmak üzere birçok kişide zarara rızayla gitmek söz konusu. Yediğim rafine şekerin metabolizmamı nasıl baltaladığını bile bile iştahla sabahları aldığım poğaçaları düşünüyorum ve de selülit olmama rağmen neskafe tükettiğim zamanları… Mucizevi güzellikteki bedenimi neden bu kadar hor kullanıyorum? Güzel günlerde ya da efkarlı zamanlarda sigara alkol tüketimini hoşgörüyorum belki ama bunu kendine verdiği zararları bilerek tüketmeye devam etmeyi anlamak istemiyorum.

Hepimiz birşeylere bağımlıyız pek azımız gerçek anlamda özerek sayılır. Bunların sebebini ben küçük aklımla başedememe olarak yorumluyorum. Herkesin bir eşiği var, kimi çocukken küçük bir lafa alınıp ömür boyu bunun travmasını atlatamaz kimi hayatını onun yaşamına adadığı kişiyi kaybedip dönüşü olmaz bir yara alır. Sonra da hayatı bu acıyı omuzlayarak sürdürmeye devam eder. Kötü yaşayarak, yavaş yavaş intihar ederek…

Kişilik özelliklerine bakarsak hassas ve empati yeteneği yüksek kişilerin bu şekilde yara aldığını düşünüyorum. Peki daha ince ruhlu ve empatik olmak bir suç mu? Sonunda şişman, acıdan mide bağırsak problemlerine düşmüş ya da madde bağımlılığı geliştirmiş kişiler oluyoruz (istisnaları saymıyorum, hayatta alabileceği herşeyi tüketip doyumsuzluktan madde bağımlısı olmak da bir sorun elbette ve yardım edilmeyi hak ediyor). İnsan yaşamı bu kadar kıymetliyken ve her bir can içinde koca bir evreni taşırken hayatımızı neden yavaşlatılmış bir intihara dönüştürüyoruz.

Ötenazi kişilik hakkıdır diyen de var, yasaktır diyen de. Ülkemizde ötenazi yasak, peki ya örtülü ötenazi yapanlar.. Gizlice ve yavaş yavaş kendi yaşamına kast edenler. Yaşadığı travmayı atlatamadığı için bu acıyı tedavi edemeyip yaşamama hakkını kullanmayı seçenler. Elini uzatsan orda değil başka bir aleme ışınlanmış bile. Sadece beden olarak var o da böyle yaşamaya devam ederse yakında yok olup gidecek. Bedenimiz, aklımız, sağlığımız bize bu dünyayı deneyimlemek ve ruhumuza level atlatmak için bir hediye. Biz bir travmayla baş edemeyip o bedenden, o ruhtan, o beyinden faydalanabilecek dünyamızı ve insanları da kendimizden mahrum bırakıyoruz. Bunu da çoğunlukla dünyaya en büyük katkıyı sağlayabilecek olan sevgi dolu, şefkatli ve hassas kişiler yapıyor. Bu dünya iyi olanı tüketiyor. Öyle ya dualiteden çıkmayı öğrenemediğimiz sürece iyi ve kötü diye iki kavram hep olacak. Biri diğeriyle savaşacak. Savaş bilmeyen teklik bilincindeki yüksek ruhlar da ya başetmeye çalışıp pekçok kişiye ilham verecek ya da başedemeyip örtülü ya da apaçık canına kastetmeye devam edecek kötü yaşayarak!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

admin

Çok okuyan işsiz biri

Bunlar da hoşunuza gidebilir