Mahsa Amini

Despot, ilk anlam olarak bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse; ikinci anlam olarak ise her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse, zorba olarak tanımlanır.Despotik davranışlar her alanda o kadar yaygın ve sıradanlaştırılmıştır ki bazı kişiler tarafından olmaması durumu eksikliktir. ‘’…vursaydın, …kırsaydın, …çaksaydın’’ muhakkak denk gelmişsinizdir bu gibi zorbalık içeren cümlelere. Bazıları tarafından her istediğini ve dilediğini yaptırmak güç gösterisidir, övünç kaynağıdır, kuvveti simgeler. Despot kelimesi kulağa sevimsiz gelse de bu davranışı sergileyen kişiler çoğu zaman saygı görür, yüceltilir ve örnek alınır etik olarak fazla gelişmemiş toplumlarda. Birine istediğini istemediği halde yaptırmak! Hatta bazı anne babalar çocuklarının böyle davranışlarını teşvik eder, bununla gurur duyar. Ezilmesin, altta kalmasın, tuttuğunu koparsın gibi karmaşıklık yaratacak cümlelerle de süslerler. Birinci derece yakınların despotizmi karmaşıktır. Ne yapılırsa iyilik için yapılır ama en büyük kötülükler gelebilir o davranışlardan istenerek yapılmasa da. Ebeveyn çocuk ilişkileri mesela; büyükleri çocuk adına karar vermiştir, değişmez, sabittir ve hep gerekçeleri vardır ve hep en doğrusudur. İtaat etmeyen çocuğa günü gösterilir, ömür boyu çektirilir hatta ilişkiler kesilir uyumsuz olanlarla (iyiliği içindir tabi!). Yaşayacağı yer, edineceği meslek, evleneceği insan hep ebeveynlerinin isteği ve dileği üzerine oluşturulur. Bir türlü kendi isteği doğrultusunda yaşamasına izin verilmez çocuğun. Aile dışındaki ilişkilerde de böyledir. Despotizm, en iyisini ben bilirim sizde buna uyacaksınız düşüncesiyle başlar. Yine karar verilmiştir, değişmez, sabittir, hep gerekçeler vardır ve hep en doğrusudur. Farklı fikirlere ve tartışmaya yer yoktur, çizilen sınırlar vardır, istenilen ve dilenen olmak zorundadır. Mahsa Amini; 22 yaşında İranlı bir kadındı. Tahranda rehberlik devriyesi tarafından kıyafeti uygunsuz gerekçesiyle tutuklandı ve dövülerek öldürüldü. Her gün sayısız insan başkalarının isteği doğrultusunda yaşamak istemediği için sözlü ve fiziksel şiddete uğruyor hatta öldürülüyor. Bu despot kişiler ya da gruplar her yerdeler ve çizilenin dışına çıkmanızı istemiyorlar ve çoğu kesim tarafından destek görüyorlar.Bir de despotik davranışlar ve kendini savunma davranışları arasındaki farkı en aza indirgeme çabası vardır. Bu çaba despot kişi ya da grubun haklılığını ortaya koymak üzerinedir, asıl mağdur despot olandır ve asıl haksızlık kendisine yapılmıştır. Boşanmak istediği için eşini öldüren adam bile kendini savunmak için öldürmüştür eşini mesela. Çünkü kadın adamın namusunu kirletmiştir, onurunu kırmıştır, tahrik etmiştir, şerefine leke sürmüştür… Bu yüzden kendini savunmuş ve öldürüvermiştir kadını, hakkıdır. O despot değildir mağdurdur ve kendini sadece savunmuştur. Olay, yer, zaman, kişi/grup değişse de despot aynı despottur. Aslında sebebi de çok açıktır; despot istediğini ve dilediğini elde edemeyince zor kullanarak yok edivermiştir uyumsuz olanı. Adı üzerinde uyumsuz, uyum sağlayamamış, sağlasaymış (!)Sizce bir kişi ya da grubun bu despotik davranışlarının sonucunun bu kadar ileriye gitmesi normal mi? Başkalarının davranışları bizi ne ölçüde ilgilendirmeli? Bu gibi davranışla karşı karşıya kalan birey nasıl davranmalı? Davranışlarını değiştirmeli mi yoksa despot kişi/grup tarafından yok edilmeyi göze almalı mı? Kendi isteğimiz doğrultusunda yaşamak için despot olmak gerek mi? İstediğimiz gibi yaşayıp öyle değilmişiz gibi görünmeli mi? Despotu yok etmek için daha büyük despot olmalı mıyız? Despotluk konusunda kendinizi nasıl tanımlarsınız? Despotizmin karanlık kuyusuna çekilmek istemiyorsak insanlara toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışı edinmelerini, kişiliklerini geliştirmelerini sağlayacak eğitimi vermeliyiz ve bu eğitime aile içinde başlamalı, yaşamımız boyunca devam ettirmeliyiz. Farklılıkları tek kalıba sokma çabası yerine çoğaltmaya çalışmalıyız. Bu farklılıkları tehdit olarak algılamak yerine yenilik olarak görmeli, özgüvenimizi artırmalıyız. Nietzsche’nin de dediği gibi ’’… Ama önce kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla. Derisini değiştirmeyen yılan ölmeye mahkumdur. Bu durum fikirlerini değiştirmeyen zihinler için de geçerlidir. Sabit fikir en büyük hapishanedir.’

Yazar : Dünya GEÇİT

1 Yorum

  1. Sevgili “Dünya Geçit” despotizm ile ilgili tespitlerin ve çözüm önerilerin çok güzel Ancak bir noktada sana katılmıyorum despot kelimesi bunlar için çok hafif kalıyor o kıza zorla eşarp taktirsalardi onlara zorba yada despot diyebilrdim ne yapmış olursa olsun bir insanı öldüresiye dövmek işkence etmek başka bir ruh hastalığı bunlar resmen Vandal ve Cani… Ama senin tespitlerin de şu anda bizim coğrafya daki kadınların gerçeği o yüzden önerilerin çok anlamlı tebrik ediyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bunlar da hoşunuza gidebilir