Sevgili kızım, mucizem…

Bundan bir sene önce acil bir şekilde ameliyata alınmam gerekti. Apandisitim patlamış yaklaşık iki gündür zehirleniyormuşum. Çektiğim sancılar aklıma gelmiyor da (aslında geliyor hem de nasıl😣) 34 haftalık miniğimin zorunlu olarak doğacak olmasına duyduğum huzursuzluk hala aklımda…

Sen doğmadan evvel bağırsak sancıları yaşardım kızım. Ayda bir, iki ayda bir acile gitmem gerekirdi lavman verip bağırsağı boşaltıp bir şekilde toparlanmam beklenirdi. Her seferinde gıda zehirlenmesi birşey dokundu denirdi. Aklıma gelmiyor ki bu dokunan gıdalar neden bazen dokunuyor bazen dokunmuyor neden hep bana dokunuyor ev ahalisine bişey olmuyor…. Şimdi anlıyorum ki günden güne beni acı sona hazirlayacak bir bakteri üremesi ile karşı karşıyaymışım ve verilen tedaviler durumu sadece günü kurtaracak şekilde düzeltmiş…

Yani kızım hasta bedenimle sana hamile kalmışım daha doğrusu sen hasta bedenimi düzeltmeye gelmişsin. Erken doğacak olmayı göze alarak, benimle birlikte sancı çekmeyi göze alarak benim hayatımı kurtarmaya… Eğer o apandisit patladığında hamile olmasam bıçak altına yatmayacaktım ve daha öncekiler gibi evde günlerce sancı çekip basit bir lavmanla düzelmeyi bekleyecektim. Ve büyük ihtimalle patlayan apandisitim beni zehirledikten sonra doktora gittiğimde çok geç olacaktı… ama karnımda bebek olduğu için ve mucize bir şekilde Adana’nın en incelikli en titiz doktoru Prof. Dr. Selim Buyukkurt un hastası olduğum için acil sezeryana alınıp sonrasında da genel cerrahların ameliyatı devralımasıyla üç parçaya bölünmüş çürümüş olan apandisiti vücudumdan çıkardılar. Bir mucize sonucu hem yaşayan bir bebeğim oldu hem de hayatım bağışlandı… Düşün ki o apandisit hamileliğin ilk haftaları patlasa belki ikimiz de yoktuk…

Ve karnımda başladığın mücadeleye hastanede solunum sıkıntısı yüzünden 10 gün yatarak devam ettin. Evet kızım ameliyat sonrası beni beş gün seni de benden ayrı on gün hastanede tuttular. O özlem gitsin geri gelmesin…

Peki bugün sana neden bunları yazıyorum. Bugün senin doğum günün ve ben çok gururluyum. Bir yaşına bastın ve bu mektup seni birinci yaş günü hediyen ama sana yirmili yaşlarında okutacağım. Birinci yaş gününde senin için dilediklerimi yıllar sonra güzel bir sebeple okuyacaksın.

Sen bir savaşla geldin dunyaya ve bir savaşçı ismi aldın isminin başına. Tomris Ece senin için önceden konulmuş bir isimdi ve o güce sahipsin kızım. Hayat bir mücadele. Baban ve ben ömrümüz ve gücümüz yettiğince abinin ve seni hayatını kolaylaştıracağız. Ve kenara çekilip kendinizi gerçekleştirmenizi izleyeceğiz. Sizden de tek beklentimiz dünyaya geliş amacınızı bulmanız ve gerçekleştirmek için çalışmanız. Siz bu dünyaya Gülçe ile Yahya nın çocuğu olarak geldiniz bunun tek bir anlamı var sıradışı kararlar aldığınızda aklına yatmasa bile size destek verecek sizi koruyacak anne babanız var.

Seni neyin mutlu ettiğini bul kızım. Vatana millete hayırlı işler yap kızım. Büyük hayaller kur kızım. Küçük hayallerini gerçekleştirerek büyük olana keyifle ve güçle ilerle kızım. Biz asla şunu demeyeceğiz doktor ol öğretmen ol anne ol baba ol biz sadece şunu diyeceğiz ne istiyorsun? Güzel amaçlar edin ve peşinden koşmaya değecek işler yap. Başarıp başarmaman umrumda değil peşinde koşarken ne kadar haz aldığını bilmem yeter.

Doğduğunda dağıtmak için yaptırdığım mücevher kutularına yazdığım gibi ‘hayal et ve yüksekten uç’

hayal et ve yüksekten uç

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

admin

Çok okuyan işsiz biri

Bunlar da hoşunuza gidebilir